|
|
|||||
|
Genel Başkanımız Sayın Dr. Devlet
Bahçeli'nin 15 Haziran 2007 Basın ve Yayın Kuruluşlarımızın Değerli Temsilcileri, Muhterem Misafirler, Aziz Dava Arkadaşlarım, Milliyetçi Hareket Partisi’nin 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılacak 23. Dönem Milletvekili Genel seçimleri Seçim Beyannamesi’nin kamuoyuna sunulması vesilesiyle düzenlenen basın toplantımıza katılan değerli arkadaşlarımı sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. “Milli Duruş ve Kararlılık Belgesi” isimli Seçim Beyannamemizin temel unsurlarını ve hedeflerini ana hatlarıyla sunmadan önce seçim sürecine ilişkin bazı düşüncelerimi ve temennilerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. 22 Temmuz 2007 seçimleri, doğuracağı sonuçlar bakımından, çok partili siyasi hayatımızın en hayati seçimi olacaktır. Demokratik, medeni ve ahlaki bir rekabet anlayışı içinde güvenli bir ortamda geçmesini temenni ettiğim seçimlere katılacak bütün siyasi partilere başarılar diliyorum. Seçimlerin emniyetini sağlamak hükümetin sorumluluğundadır. Devletin ilgili bütün organlarının hiçbir dış baskı ve müdahalenin etkisi altında kalmadan bunun şartlarını hazırlamak temel görevleridir. Seçimlerin gerginlikten uzak bir hoşgörü ortamında bir demokrasi şöleni gibi yapılması için siyasi partilerimize de önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir. Başta hükümet olmak üzere herkesin bu konudaki görev ve sorumluluklarının bilinci içinde hareket etmelerinin demokrasimizin geleceği bakımından hayati önem taşıdığını buradan hatırlatmak isterim. Seçimlere gölge düşürecek hareketlerde bulunanlar, bu yönde hesap yapma gafletine düşecek olanlar, bunun altından kalkamayacaklarını unutmamalıdır. Sayın Basın Mensupları, Değerli Dava Arkadaşlarım, Uçurumun kenarına sürüklenen Türkiye bugün bir yol ayrımına gelmiştir. Yakın tarihinin en karanlık ve tehlikeli dönemini yaşayan Türkiye çok ağır iç ve dış güvenlik tehditleriyle karşı karşıyadır. Devletin varlığı, ülkenin bütünlüğü ve Türk milletinin birliği ağır bir saldırı altındadır. Türkiye’nin karşısındaki sorun, çok ciddi bir varlık ve beka sorunudur. Kanlı terörün alçak saldırıları ve etnik bölücülüğün hayasız tahriklerinin hedefi olan Türkiye süratle bir iç çatışma ve parçalanma ortamına sürüklenmektedir. Türkiye’yi içten çökertmek için etnik ayrışma, bölünme ve çatışma dinamikleri harekete geçirilmiştir. Türkiye’nin milli ve manevi değerleri, devletin temel nitelikleri ve kuruluş ilkeleri siyasi ve toplumsal çatışma alanı haline getirilmiştir. Bütün bu temel değerler ve ilkeler birbirleriyle çatıştırılmış, Türkiye her alanda çok tehlikeli bir cepheleşme sürecine sokulmuştur. - Etnik temelde bölücülük ve kutuplaşma, - İnanç temelinde bölünme ve kamplaşma, - Devletin ana ilkeleri temelinde ayrışma ve zıtlaşma, acımasızca tahrik edilmiştir. Türkiye sürekli güç ve kan kaybetmekte, yangın bütün Türkiye’ye yayılmaktadır. Türk toplumu yorulmuş, hırpalanmış ve yaralanmıştır. İçinde bulunduğumuz durum son derece ciddi ve vahimdir. Bu felaket gidişine dur denilmediği takdirde Türkiye’yi karanlık bir gelecek beklemektedir. Türkiye bu anlamda sırat köprüsünden, ateşle imtihandan geçmektedir. Bu şartlar altında yapılacak 22 Temmuz 2007 seçimleri, Türkiye için bir kader seçimi olacaktır. Aziz milletimiz seçim sandığı başında Türkiye’nin kaderi hakkında tarihi bir karar verecektir. Milliyetçi Hareket’in tarih boyunca ağır badireler atlatan Türk milletine olan güveni sonsuz ve sınırsızdır. Ülkesinin, milletinin ve çocuklarının geleceğinin karartılmasına, Türkiye’nin katledilmesine ilgisiz ve tepkisiz kalmayacak olan Aziz milletimiz sandık başında Türkiye’nin namusuna sahip çıkacaktır. Türkiye’nin bugün geldiği yol ayrımında Aziz Milletimiz; - Türkiye’nin düşmanlık, kavga ve çatışma ortamına sürüklenerek tükenip yok olmasına seyirci kalmayacaktır. - Ortak milli değerler ve birlikte yaşama ülküsü etrafında kenetlenecek ve Türkiye’nin karşısındaki hain kuşatmayı mutlaka kıracaktır. - Bölünmeyi değil kardeşliği; ihaneti değil sadakati; küresel güçlerin elinde oyuncak olarak sömürülmeyi ve zilleti değil, içerde huzurlu, dışarıda onurlu bir millet ve bağımsız bir devlet olarak haysiyetiyle yaşamayı seçecektir. 22 Temmuz 2007 seçimlerinin tarafları belli olmuştur: - Bir tarafta, AKP ve onun siyasi şemsiyesi ve himayesi altında Türkiye’de görülmemiş bir soygun, vurgun ve talan cephesi oluşturan çıkar ittifakları, diğer tarafta Türkiye’yi karşılıksız seven ve milleti için her bedeli ödemeye hazır olan Türkiye sevdalıları, - Bir tarafta, Türkiye’den intikam almak için hayasızca saldıran iç ve dış ihanet cepheleri, diğer tarafta ise Türkiye’nin milli varlığını, milli değerlerini ve kardeşliğini sonuna kadar korumaya yeminli olan Türk Milliyetçileri, - Bir tarafta, Türkiye’nin milli servetlerini ve aziz milletimizin emeğini ve alın terini sömürmeye ve soymaya hazırlanan küresel çıkar lobileri, diğer tarafta hak ve adaleti yücelterek Türkiye’yi ayağa kaldırmaya ve onurlu bir geleceğe taşımaya kararlı olan Anadolu çocukları, - Bir tarafta, siyasi ikbal ve çıkar hesaplarıyla siyasete soyunan ilkesiz, inançsız ve pusulasız siyaset simsarları, diğer tarafta Büyük Türk Milletine hizmet aşkıyla yollara düşmüş olan Milliyetçi Hareket vardır. Milliyetçi Hareket, Türkiye’nin çaresiz ve sahipsiz olmadığını herkese göstermeye yeminlidir. Sayın Basın Mensupları, Değerli Dava Arkadaşlarım, Türk milleti seçim sandığı başında son beş yılda yaşananların bir muhasebesini yapacak ve her siyasi partinin geçmişine, siyaset çizgisine, Türkiye heyecanına ve programına bakarak hükmünü verecektir. Milliyetçi Hareket seçimlere tek başına girmektedir. AKP zihniyeti ile tek başına hesaplaşacaktır. Milli devlet yapımızın temel taşı olan Türk milliyetçiliğinin yegane siyasi temsilcisi Milliyetçi Hareket’in siyasi çizgisinde bugüne kadar hiçbir kırılma ve sapma olmamıştır. Milliyetçilik elbette Milliyetçi Hareketin tekelinde değildir. Herkes milliyetçi olabilir ve olmalıdır. Ancak, milliyetçiliği bir medeniyet ve siyaset yönetim projesi olarak kabul eden tek siyasi hareket, MHP’dir. Milliyetçi Hareket, Türkiye’nin sorunlarına “Türkiye ve Türk insanı” merkezli bakan ve geleceği “Türkçe düşünen ve okuyan” yegane siyasi partidir. Türkiye’nin milli değerlerine ve çıkarlarına yönelik tehditlere karşı dik ve kararlı bir duruş sergileyen yegane siyasi irade, Milliyetçi Hareket olmuştur. Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu bu hassas dönemde sergilediği ilkeli tutum ve yüksek sorumluluk ve sağduyu anlayışı, Milliyetçi Hareket’in milli ve manevi değerlerin odağı ve koruyucusu, milli çıkarların bekçisi olduğunu göstermiştir. Milliyetçi Hareket Partisi, milliyetçilik merkezli bir siyaset ve yönetim modeli ile devlet ve millet uyuşmasını sağlayacak, laiklik korunarak samimi dini inançların yaşanmasını mümkün kılacak, milli ile evrenseli, küresel ile yereli, birey ile toplumu uzlaştıracak ve kucaklaştıracak tek siyaset seçeneğidir. Bu hüviyetiyle Milliyetçi Hareket Partisi Türk milletinin yegane gelecek ümididir. Milliyetçi Hareket, şerefli geçmişi, milli vicdanlarda tescil edilmiş olan siyasi kimliği, zamana ve şartlara göre değişmeyen, eğilip ve bükülmeyen ilkeleri, Türkiye’yi ayağa kaldırmak için gerekli program ve projeleri ve yetişmiş idealist kadrolarıyla Türk milletinin huzuruna çıkmıştır. Milliyetçi Hareket’in Türkiye’yi yönetme konusundaki yetkisinin ve siyasi meşruiyetinin tek kaynağı milli irade olacaktır. Milliyetçi Hareket, milli ve manevi değerler karaborsacılığı yapmadan ve hiç kimseye diyet borcu olmadan aziz milletimizin vereceği yetkiyle iktidara gelecektir. Bizim yegane güvencemiz Aziz Milletimizin şaşmaz sağduyusu, bilinci ve vicdanıdır. Sığınacağımız tek yer budur. Milliyetçi Hareket; çıkar çevrelerinin, dış mihrakların, lobilerin, sermaye patronlarının, medyanın ve vurguncu ve soyguncuların değil, Türkiye’nin temiz ve namuslu insanlarının iktidarı olacak, Anadolu’yu ülke yönetimine taşıyacaktır. Milliyetçi Hareket Türk insanını ve milli değerlerimizi merkezine alan yeni bir “Türkiye Projesi ve Vizyonu”yla ve liyakatli, inançlı ve tecrübeli kadrolarıyla Türkiye’nin kaderini değiştirmeye taliptir. Milliyetçi Hareket iktidarında, toplumsal yaraların sarılması ve son yılların tahribatının giderilmesi için topyekün bir milli onarım, yeniden inşa ve şahlanma süreci başlatılacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi, sosyal hayattan ekonomiye, demokratik yapıdan dış politikaya, savunmadan enerjiye her alanda “onurlu, huzurlu, güvenli ve tam bağımsız bir Türkiye” inşa etmeye kararlıdır. 22 Temmuz 2007 seçimlerinde ülke yönetimine talip olan MHP, tek başına iktidarında uygulamaya koyacağı taahhütlerini “Milli Duruş ve Kararlılık Belgesi” ile Aziz Milletimizin takdirine sunmaktadır. Temel konularda Parti Programımız ve önceki Seçim Beyannamelerimizde yer alan hususlar esas itibariyle geçerliliğini korumakla birlikte, 2007 Seçim Beyannamemizde değişen ve gelişen şartların ortaya çıkardığı bazı konulara ağırlık verilmesi öncelikli hale gelmiştir. Sayın Basın Mensupları, Aziz Dava Arkadaşlarım,
Devlet, siyaset ve yönetim anlayışında gerçek anlamda bir devrim yapılacak, köklü ve topyekün bir değişim süreci başlatılacaktır. Milliyetçi Hareket, demokratik siyasi kültür, uzlaşma ve sorumluluk ahlakını önde tutan bir siyaset ve yönetim anlayışının yerleşmesinin öncüsü olacaktır. Bu çerçevede; - Güçlü ve adil, insan merkezli akılcı ve demokratik milli devlet anlayışı, - İlkeli, dürüst, namuslu ve açıklığa dayalı bir yönetim anlayışı ve - Ortak değerlerin çatışmasını değil kucaklaşmasını esas alan, sevgi, kardeşlik ve birlikteliği amaçlayan, milletle barışık, temiz ve sorumlu bir siyaset anlayışı, Bütün unsurları ve gerekleriyle devlet ve toplum hayatımıza hakim kılınacaktır.
- Toplumsal onarım ve dönüşüm sürecinde devlet ve yönetim reformu - Üreten ekonomi programı - İşsizlikle mücadele projesi - Yolsuzlukla mücadele projesi - Toplumsal ahlak ve kalitenin tesisi projesi
- Demokrasi bütün kurum ve kurallarıyla işletilerek; demokratik siyasi kültürün yerleştiği, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, en geniş anlamda hukukun üstünlüğünün sağlandığı ve her alanda adaletin hakim kılındığı siyasi ve hukuki bir düzen tesis edilecektir. - Rekabetçi piyasa ekonomisini ve serbest teşebbüsü esas alan, kaynakların rasyonel kullanıldığı, yeterli yatırım ve üretimin sağlandığı, adil bir gelir bölüşümünün tesis edildiği, hakkaniyetli ve istikrarlı bir ekonomik düzen tesis edilecektir. - İç kaynakları harekete geçirerek yüksek katma değer ve istihdam yaratan, sürdürülebilir büyüme sağlanacaktır. - Bilgi toplumuna geçiş sonuçlandırılacaktır. - Yoksulluk, işsizlik ve yolsuzlukla mücadele etmek üzere topyekün milli seferberlik başlatılacaktır. - Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi temel ihtiyaçların eksiksiz olarak karşılandığı, insan onur ve haysiyetine yakışır bir sosyal düzen oluşturulacaktır. - Türk Milleti’ne mensubiyetin gurur ve şuuruna sahip, milli ve manevî değerlerimizi özümsemiş, düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği gelişmiş, yeni gelişmelere açık, sorumluluk duygusu ve toplumsal duyarlılığı yüksek, bilim ve teknoloji üretimine yatkın, girişimci, demokrat, kültürlü ve inançlı nesiller yetiştirilecektir. - Kültürel ve ahlaki yozlaşmaya son verilecektir. - Ülkemizin, öncelikle bölgesinde sözü dinlenir bir güç ve 2023 yılında da küresel planda lider ülke olmasını gerçekleştirecek bir dış politika uygulanacaktır.
- Amacımız ülkemizin, dünya standardında üreten, gelirini adil paylaşan, insan hak ve hürriyetlerini güvenceye alan, bilgi toplumuna dönüşümün sağlandığı, toplumun yaşam kalitesinin yükseltildiği, küresel düzeyde etkili ve ekonomide dünyanın ilk 10 ülkesinden biri olan “lider ülke” konumuna yükseltilmesidir. - Bu amaçlara ulaşmada, devletin yeniden yapılandırılarak etkinleştirilmesi, toplumun eğitim ve sağlık düzeyinin yükseltilmesi, gelir dağılımının adil hale getirilmesi, bilim, teknoloji ve yenilik yeteneğinin güçlendirilmesi, yeni teknolojilerin geliştirilmesi, altyapı hizmetlerinde etkinliğin artırılması ve çevrenin korunarak ekonomik ve sosyal yapıda dönüşümün gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. - Hedefimiz, Türkiye’nin, 2023 yılına kadar yıllık ortalama yüzde 7 dolayında büyümesi, yıllık 700 bin yeni istihdam yaratılması ve kişi başına gelirin 25 bin dolar düzeyine çıkarılmasıdır. Türkiye’nin temel meseleleri hakkındaki görüşlerimiz şu ana başlıklar altında toplanmaktadır.
Toplumda huzur ve güvenin sağlanmasını, kamu otoritesinin yurdun her köşesinde ve kişiler arasında ayırım yapılmaksızın hissettirilmesini; devletin yasalardan aldığı yetkiyi kollayıcı ve müşfik bir anlayış içinde kullanmasını ve vatandaşın hayatın her alanında güvende olduğunu hissetmesini temin edecek bir ortamın tesisi güvenlik anlayışımızın esasını oluşturmaktadır. Terörün kökü kazımak ve siyasi bölücülük ve etnik tahriklere son vermek için devletin güvenlik güçleriyle meşru zeminlerde ve tüm ülke sathında etkili ve amansız bir mücadele verilecektir. - Bu konuda gerekli olan siyasi irade ve kararlılık bütünüyle ortaya konulacaktır. Terör ve bölücülükle mücadele için gerekli yasal düzenlemeler süratle yapılacaktır. - Kanlı terörün yuvalandığı bölgelerde devlet otoritesi mutlaka tesis edilecek, terörün esiri olan bölge halkı tehdit ve baskılardan kurtarılacaktır. - Bölge halkı ile terör örgütü arasında kesin bir ayrım yapılacaktır. - Terörü besleyen kaynaklar kurutulacak, buna müsait bir ortam hazırlayan sosyo-ekonomik sorun ve sıkıntılar birinci öncelikli konu olarak köklü ve kalıcı çözümlere kavuşturulacaktır. Bu amaçla, geniş kapsamlı bir ekonomik ve sosyal kalkınma projesi, gerekli mali destek ve kaynaklarla uygulamaya konulacaktır. - Terörün uluslararası boyutu; siyasi, lojistik ve finans desteklerine karşı etkili tedbirler alınacaktır. - Kuzey Irak’ta yuvalanan terör örgütü yönetici kadroları ve militanlarına karşı uluslararası hukuktan kaynaklanan tüm haklarımız kararlı biçimde kullanılacaktır. - Türkiye’nin güvenliğini üçüncü tarafların iznine ve insiyatifine bırakılmayacak, gereken siyasi ve askeri önlemler tereddütsüz uygulanacaktır. - Hangi ad altında olursa olsun, “terör suçları” için genel, özel veya siyasi af gündeme gelmeyecektir.
- Bu amaçla hazırlanan “Eylem Planı” süratle uygulamaya sokulacaktır. - Asayişsizliği ve şehir terörünü besleyen ekonomik, sosyal ve diğer etkenler ortadan kaldırılarak suç üreten ortam kurutulacak ve suçun işlenmeden önlenmesi için gerekli tedbirler alınacaktır. - Özellikle büyük şehirlerde yaşanan asayiş olaylarının önünü kesmek için etkili bir strateji uygulanacak, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği sağlanacaktır. - Türk polisine sahip çıkılacak, görev şartlarının iyileştirilmesi için her önlem alınacaktır. - Güvenlik mensuplarına “5000” göstergenin memur aylık katsayısı ile çarpımı tutarında (yaklaşık 230 YTL) her ay “güvenlik tazminat” verilecektir. - Suçla mücadele eden birimler arasında her alanda yakın işbirliği ve koordinasyon için gerekli düzenlemeler yapılacaktır.
- Havacılık ve uzay teknolojilerine ağırlık verilecek, uydu üretim teknolojileri teşvik edilecek ve “Havacılık ve Uzay Kurumu” bütün gerekleriyle hayata geçirilecektir.
- Milletvekillerinin yasama faaliyetleri dışındaki dokunulmazlıkları kaldırılacak, diğer vatandaşlar gibi yargılanmaları sağlanacak ve başka görev almaları engellenecektir. - Milletvekilleri, belediye başkanları ve üst düzey görevlilerinin, görev öncesi ve sonrası mal bildirimleri kamuoyuna açıklanacaktır. - Yolsuzluklardan elde edilen haksız kazanca, zamanaşımı gözetilmeksizin el konulacaktır. - Devleti yağmalayanların, kul hakkı yiyenlerin soyguncuların ve hortumcuların yakasına yapışılacaktır. - Makam ve mevkii ne olursa olsun AKP döneminde merkezi ve yerel yönetimlerde vurgun, talan ve yolsuzluğa bulaşan herkesten Türk adaleti önünde sonuna kadar hesap sorulacaktır. - Siyasi Ahlak Yasası öncelikli olarak çıkartılacaktır.
- Yönetimin yeniden yapılandırılması projesi çerçevesinde Bakanlık sayısı Başbakanlık dahil 21'e düşürülecektir. - Personel rejimi, liyakatı esas alan ve performansı değerlendiren çerçevede ele alınacaktır. - Kamuda ücret adaleti sağlanacak, eşit değerde iş yapanın eşit ücret alması temin edilecektir. Kamuda çalışanlara ödenen denge tazminatı 150 YTL’ye yükseltilecektir.
- Muhtaç durumdaki işsiz aile reislerine iş sağlanana kadar asgari ücretin yarısı kadar (yaklaşık 200 YTL) her ay “işsizlik yardımı” ödenecektir. - Emeklilere, her yıl bir defa Eylül ayı içinde kışa hazırlık yardımı olmak üzere bir maaş tutarında ödeme yapılacaktır. - Yoksul kesimin vergi yükü hafifletilecek, asgari ücret vergi dışı bırakılacaktır. - Sosyal sigorta primi işveren payı 5 puan indirilerek yüzde 20’nin altına çekilecektir. - “İstihdam esaslı teşvik politikası” uygulanacak, işe alınan her ilave işçi için işgücü maliyetinin bir kısmı devlet tarafından karşılanacaktır. - Eğitim sistemi ile işgücü piyasası arasında güçlü bir bağ tesis edilecek ve işletmelerin ihtiyacı olan nitelik ve nicelikte insan gücü yetiştirilecektir. - Mesleki eğitim ve beceri kazandırma programları yaygınlaştırılacak, kendi işini kuracak olanlara girişimcilik eğitimi verilecektir. - Kayıt dışı işçi istihdamı önlenecek ve kayıtlılık özendirilecektir. - Kamuya ait atıl araziler tarımsal faaliyet amacıyla işsiz ve yoksul vatandaşlara uzun süreli olarak tahsis edilecektir. - Terör olaylarından zarar görmüş vatandaşlarımıza, sosyal dayanışma ve kardeşliğin pekiştirilmesi amacıyla yardım yapılacaktır.
- Yerel potansiyelin harekete geçirilmesinde KOBİ’lerin etkin bir rol oynaması sağlanacaktır. - Esnaf ve sanatkarların emekli aylığından yapılan sosyal güvenlik destek primi kesintisi tümüyle kaldırılacaktır.
- Doğrudan gelir desteği, ürünlerin arz ve talebi dikkate alınarak ödenecek ve ödemeler gecikmeden ve doğrudan üreticiye yapılacaktır. Çiftçi borçları yeniden yapılandırılacaktır. - Mazot, gübre, ilaç, tohum gibi temel tarımsal girdilerin ÖTV ve KDV’si küçük çiftçiler için kaldırılacak, büyük çiftçiler için yüzde 50 oranında düşürülecektir. - Besi hayvancılığı desteklenecek ve süt teşvik primi verilecektir. - Orman köylülerine, tarımsal üretim yapabileceği arazi tahsisleri yapılarak iskanları temin edilecektir.
- Özel sektörün güçlendirilmesi, girişimcilik ve rekabet ruhunun geliştirilmesi amacıyla “İl Yatırım ve Kalkınma Ofisleri” kurulacaktır. - Gelişme potansiyeli olan orta büyüklükteki illerin alt yapı ihtiyaçları giderilecek ve özel sektör için uygun yatırım iklimi oluşturulacaktır.
- Kentleşme hızı ile arsa arzı ilişkisi kurularak, arsa üretimi artırılacaktır. - İmar yetkisine sahip kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelerin şehir rantları oluşturmasına ve kamu kaynaklarını yandaşlarına peşkeş çekmelerine izin verilmeyecektir. - Dar gelirlilerin kolay ev sahibi olmasına imkan veren finansman modelleri uygulamaya konulacaktır. - Muhtaç ve kimsesizler için sosyal konutlar üretilecektir. - Su, hava, toprak ve denizi birlikte dikkate alan entegre çevre politikaları geliştirilecektir.
- “Milli Yenilik Sistemi” kurulacaktır. - Ar-Ge sonuçlarının sanayiye ve üretime aktarılabilmesi için “Teknoloji Transfer Merkezleri” kurulacaktır. - Stratejik teknolojilerde Ar-Ge faaliyetlerine ve sonuçlarının üretime dönüştürülmesine önem ve öncelik verilecek, Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payı beş yıl içinde yüzde 2.5’e çıkarılacaktır. - Türk Dünyasının bilimsel araştırma merkezi niteliğinde “Ankara Temel Araştırmalar Merkezi” ATAM kurulacaktır.
Programın temel amacı: - İstihdam dostu, sürdürülebilir bir büyüme ortamını tesis etmek, - İşsizlik ve yoksulluğu azaltmak ve gelir dağılımını daha adil hale getirmek, - Üretim ve ihracatın ithalata bağımlılığını azaltarak rekabet gücü yüksek bir üretim ekonomisi tesis etmek, - Ekonominin dış kaynak bağımlılığını azaltarak şoklara dayanıklı hale getirmek ve kırılganlığı azaltmak, - Kamu ve özel sektör borç stokunu sürdürülebilir bir seviyeye indirmektir. Bu amaçlar çerçevesinde; - Rekabetçi piyasa ekonomisi geliştirilecek ve hukuki alt yapısı güçlendirilecektir. - Katma değeri yüksek ve yenilikçi bir üretim ekonomisi tesis edilecektir. - Bilgi ve iletişim teknolojileri yaygınlaştırılacaktır. - İş ve yatırım ortamının iyileştirilmesi için gerekli önlemler alınacaktır. - Mali sistem ve sermaye piyasaları güçlendirilecek ve küçük yatırımcı korunacaktır. - Yeni ve yenilenebilir enerji kaynakları geliştirilerek dış bağımlılık azaltılacaktır. - Ulaştırma altyapısı geliştirilerek, yaygın, hızlı, güvenli ve ucuz bir ulaştırma sistemi tesis edilecektir. - Kamu mali yönetimi ve mali kontrol sistemi etkin hale getirilecektir. - Ekonomide kayıt dışılık azaltılacaktır. - Tarım sektörü modernize edilerek verimlilik artırılacaktır. - KOBİ’lerin finansman imkanları artırılacaktır. - İhracattaki artışı sürdürülebilir kılacak gerçekçi bir döviz kuru politikası uygulanacak, teşvik sistemi etkin hale getirilecektir. - Ekonomi Bakanlığı kurulacaktır.
- Her yıl ortalama yüzde 7 büyüme gerçekleştirilecek ve 700 bin yeni iş imkanı yaratılacaktır. - Enflasyon kalıcı bir şekilde düşürülerek beş yıllık bir dönem sonunda yüzde 3’e çekilecek ve fiyat istikrarı kalıcı bir şekilde sağlanacaktır.
- Herkesin mali gücüne göre vergi ödediği adaletli bir vergi sistemi tesis edilecektir. - Vergi oranları indirilecek, KDV kademeli olarak aşağı çekilecektir. - Asgari ücretliden vergi alınmayacaktır. Bütün çalışanların gelirlerinin asgari ücret kadar kısmı vergi dışı bırakılacaktır.
- Gerçekçi etüde dayanmayan projelere kaynak tahsis edilmeyecektir.
- Ziraat Bankası yeniden yapılandırılarak kamu bankası olarak kalacak ve tarım sektörünün modernleşmesine ve tarımsal üretime destek sağlayacaktır. - Halk Bankasının satışında halka arza ve sektörü ilgilendiren meslek kuruluşlarına öncelik verilecek, blok satışa izin verilemeyecektir. - Türkiye Kalkınma Bankası yeniden yapılandırılarak, etkin çalıştırılacak ve KOBİ finansmanında etkin bir şekilde kullanılacaktır.
- Kısa vadeli portföy yatırımlarının piyasalardaki dalgalanmalar sonucu hızlı ve yüksek miktarda yurt dışına çıkmamasını sağlayacak tedbirler alınacaktır. - Uluslararası rekabet gücüne sahip yüksek katma değerli mal ve hizmet üretmek, ileri teknoloji transferini gerçekleştirmek, istihdam artışı sağlamak, yönetim kapasitesi ve işgücü kalitesini geliştirmek amacıyla, doğrudan yabancı sermaye ve özel sektör yatırımlarına gerekli kolaylıklar sağlanacaktır. - Ancak hiçbir sektörde yabancı sermayenin milli güvenlik ve ekonomik istikrarı olumsuz etkileyecek ve rekabeti engelleyecek şekilde hakim konuma gelmemesi için gerekli önlemler alınacaktır. - Yabancılara mülk satışının esasları; karşılıklılık ilkesi dikkate alınarak ve milli güvenliği tehdit etmeyecek şekilde, yerleşim birimleri bazında sınırları ayrı ayrı tespit edilerek belirlenecektir.
- Sanayinin kullandığı girdilerin fiyatlarını yükselten fon ve benzeri kesintiler gibi maliyet dışı unsurlar kaldırılacaktır.
- Nükleer enerji üretim teknolojisine sahip olmak öncelikli hedeflerimiz içinde olacak, enerji arz güvenliğinin sağlanması için nükleer santraller kurulacaktır. - Su potansiyeli en üst düzeyde kullanılarak hidroelektrik enerji üretimi artırılacaktır. - Petrol, doğalgaz, kıymetli madenler gibi doğal kaynaklarımızın ekonomik değere dönüştürülmesi için kamu-özel sektör işbirliğiyle tüm imkanlar harekete geçirilecektir. - Enerjinin transit geçişine imkan sağlayan bir ülke olmanın ötesinde; Türkiye’nin katma değerli enerji ürünleri üretim alt yapısına sahip olarak piyasanın önemli aktörlerinden biri olması sağlanacaktır. Sayın Basın Mensupları, Değerli Arkadaşlarım, “Üreten Ekonomi Programımız” çerçevesinde uygulamaya konulacak politikalar ve projelerin mali kaynakları bütün yönleriyle hesaplanmış ve karşılığı belirlenmiştir.
Sayın Basın Mensupları,
- İlk etapta orta öğretim kademesinin dahil edilmesiyle zorunlu temel eğitim süresi 12 yıla çıkarılacaktır. Daha sonra tedrici olarak okul öncesi eğitim de zorunlu eğitim kapsamına alınacaktır. - Türklüğün ve İslamın milli ve manevi değerlerini yaşayan ve yaşatan Hoca Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşı Veli, Mevlana, Hacı Bayram Veli ve Yunus Emre gibi önder şahsiyetlerin hayatı ve felsefesi ilköğretim okullarında seçmeli ders olarak okutulacaktır. - Eğitimin hiç bir kademesinde yabancı dille eğitime imkan verilmeyecek, öğrencilere en az bir yabancı dilin iyi bir şekilde öğretilmesinin alt yapısı oluşturulacaktır. - Üniversite giriş sınavı kaldırılacak, bunun yerine, orta öğretim başarısını ve orta öğretim sonunda yapılacak “Olgunlaşma sınavını” esas alan ve fırsat eşitliğini gözeten üniversiteye geçiş sistemi uygulamaya konulacaktır. - Öğretmenlere araştırma ve kendini geliştirme faaliyetlerine katkı olmak üzere “5.000” göstergenin memur maaş katsayısı ile çarpımı tutarında her ay yaklaşık (230 YTL) “Geliştirme tazminatı “ verilecektir.
- Sporda başarı kadar sevgi, ahlak, disiplin, azim ve gayret gibi erdemler ile toplumsal kaynaşmaya katkı ön plana çıkartılacaktır. Aile kurumu güçlendirilecek, aile bireyleri arasındaki bağlılığı ve aile bütünlüğünü koruyucu politikalar geliştirilecektir. - İstihdam imkânı geliştirilerek her ailenin yeterli ve sürekli bir gelire sahip olması sağlanacaktır. - Özürlü çocuklar ve korunmaya muhtaç çocukların öncelikle aile yanında korunup yetişmesi sağlanacak ve muhtaç durumdaki ailelere sosyal destek verilecektir.
- Geleneksel el sanatları ve milli kültür ürünlerinin dış satımını geliştirecek bir projeyle önemli bir ekonomik değer oluşturulacaktır. - Kitle iletişim araçlarının kültürel değerlerimizin yaşanmasında ve yaşatılmasında toplumsal sorumluluk içinde yayın yapmaları sağlanacaktır.
- Koruyucu sağlık hizmetleri ve temel sağlık hizmetleri, eşitlik ve hakkaniyet prensiplerine uygun olarak; kolay ulaşılabilir ve kullanılabilir bir şekilde devlet tarafından ücretsiz olarak sunulacaktır. - Herkes sağlık sigortası kapsamına alınacaktır. Prim esasına dayanan sağlık sigortası yoksul vatandaşlarımızı da kapsayacaktır. Bu kesimin sigorta primi devlet tarafından karşılanacaktır. - Vatandaşlarımız hastane ve hekim seçme hakkına sahip olacaktır.
- Ülkemizin, 21. yüzyılda, bölgesinde barış ve istikrarın teminatı olan, uluslararası ilişkilerde söz ve itibar sahibi güçlü konumuna gelmesi için gerekli bütün şartların hazırlanması, Milliyetçi Hareket Partisi’nin stratejik hedefidir. Türkiye’nin milli çıkarlarının korunarak her alanda geliştirilmesi, barış, dostluk ve işbirliğini hedef alan etkili bir dış politika anlayışının hakim kılınması, MHP’nin “Lider Ülke Türkiye” vizyonunun önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. - Türkiye, tarihi mirasıyla, engin devlet tecrübesiyle, milli ve manevi değerleriyle, yüksek milli kültür ve ahlak şuuruyla ve insan kaynaklarıyla büyük ve güçlü bir ülkedir. Çok değerli bir tarih ve kültür mirasına, köklü bir devlet geleneği ve tecrübesine sahiptir. - 21. yüzyılın stratejik odağı olan Avrasya jeopolitiğinin merkezinde yer alan Türkiye’nin çok hassas bir jeo-stratejik konumu bulunmaktadır. Petrol ve doğal gaz gibi stratejik hammadde koridorlarının kesiştiği ulaşım ve enerji köprüsü ve kapısı olan Türkiye ekonomik açıdan da stratejik bir konumdadır. - Türkiye’nin manevi değerleri ile laik ve demokratik devlet tecrübesi de önemli bir güç kaynağıdır. - Tarih süreci içinde Balkan’lardan Kafkasya’ya, Ortadoğu’dan Orta-Aya’ya uzanan çok geniş coğrafyadaki ülkelerle paylaştığı ortak tarihi ve kültürel değerler ile uzun geçmişi olan Batı dünyası ile ilişkilerinin temelini oluşturan demokratik değerler, Türkiye’nin önemli bir stratejik birikimidir. - Bu özellikleri, değerleri ve ayrıcalıklı konumuyla Türkiye çok önemli bir bölgesel güç potansiyeline sahiptir. Bu potansiyel bütün unsurlarıyla harekete ve hayata geçirilecektir. - Türkiye, dünya siyasetinde ve uluslararası ilişkilerde; güçlü, itibarlı, sözü dinlenen, dostluğu aranan ve dostluğuna güvenilir bir ülke olacaktır.
- Çok yönlü, hassas dengeleri gözeten etkili bir dış politika anlayışı Türkiye’yi dünya milletler topluluğu içinde itibarlı ve güçlü bir konuma taşıyacaktır. - Uluslararası ilişkilere yön veren yeni dinamikler ışığında, bu nitelikleri taşıyan bir dış politika izlenebilmesi için yeni ve gerçekçi bir stratejik bakış açısı geliştirilmesi kaçınılmazdır. - Dış politikamızın temel hedefi Türkiye’nin milli güvenliğinin ve çıkarlarının korunması ve geliştirilmesi olacaktır. Milli dış politika Türkiye’nin milli çıkarlarına ve stratejik hedeflerine göre belirlenecektir. - Barış, dostluk ve işbirliğini hedef alan dış politikamızın amacı, Türkiye’nin çevresinde istikrar ve güvenlik kuşağı yaratmak ve Türkiye’nin hak ve hukukunu koruyarak, başta komşularımız olmak üzere bütün ülkelerle karşılıklı yarara dayalı ilişkiler geliştirmek olacaktır. - Komşularımızla mevcut sorunların Türkiye’nin hak ve çıkarları korunarak uluslararası hukuka uygun olarak adil ve kalıcı çözümlere kavuşturulması için iyi niyetle çaba gösterilecektir. - Yurtdışındaki vatandaşlarımızın hak ve hukuku korunacak, sorun ve sıkıntıları öncelikli dış politika hedeflerimizden birisi olacaktır. - Türkiye dışındaki soydaş ve akraba topluluklarıyla, uluslararası hukuk ve devletlerarası ilişkilere yön veren esaslar çerçevesinde yakından ilgilenilecektir. - Milliyetçi Hareket, dış politikada köklü bir devlet ciddiyeti, uslubu ve anlayışıyla hareket edilmesini sağlayacaktır.
- Kıbrıs, Türkiye’nin en önemli milli davasıdır. Kıbrıs Rum tarafının Avrupa Birliği üyeliği sonrası yaşanan gelişmeler ışığında Kıbrıs politikasının kapsamlı bir şekilde gözden geçirilmesi ve yeni şartların gerekli kıldığı yeni esaslara bağlanması kaçınılmaz hale gelmiştir. - Bu çerçevede, Kıbrıs sorununun çözüm zemininin Avrupa Birliği’ne kaymasının ve BM’nin “iyi niyet misyonunun” aşınmaya uğramasının önlenmesi için açık ve kararlı bir tavır sergilenecektir. - Gelinen bugünkü noktada, Kıbrıs’ta bulunacak çözümün iki bölgeli, iki milletli ve iki devletli bir ortaklık yapılanmasına dayanmasının tek gerçekçi model olacağı açıklıkla ortaya konulacaktır. - Kıbrıs Türkleri’nin içine hapsolduğu karamsarlık ve çaresizliğin tedricen giderilmesi için yeni bir yaklaşım geliştirilecektir. Bu amaçla, Türkiye’nin mali destek imkanlarının azamiye çıkarılması, yeni bir ekonomik dönüşüm ve gelişme planı hazırlanması ve bu planın milli bir heyecanla uygulanması için somut adımlar atılacaktır. - Türkiye ile KKTC arasındaki ekonomik işbirliği ve ticaretin önündeki bütün engellerin kaldırılması ve Savunma ve İşbirliği Antlaşmasının imzalanması için çalışmalara süratle başlanılacaktır. - Kafkasya ve Orta Asya’da dil, kültür, etnik köken ve tarih birliğimiz bulunan ülkelerle ilişkilerimiz son dönemde ihmal edilmiş, arka plana itilmiştir. - Bu amaçla bölge ülkelerine yönelik dış politikamıza stratejik vizyon kazandırılması ve uygulama esaslarının bu temelde yeniden belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. - Kafkasya ve Orta-Asya Türk dünyasıyla ilişkilerimizin her alanda geliştirilmesi ve güçlendirilmesi için yeni ve kapsamlı bir siyasi-ekonomik program hazırlanacaktır. Bu programın ilgili ülkelerle yakın istişare yapılarak ortak eylem planına dönüştürülmesi için somut girişimlerde bulunulacaktır. - Bu çerçevede, global planda son dönemde özel bir önem kazanan enerji ve ileri teknoloji alanlarında işbirliğini geliştirmek amacıyla “Türk Dünyası Enerji Konseyi” ve “Türk Dünyası Bilim ve Teknoloji İşbirliği ve veri Tabanı Kurumu” kurulması için yeni bir proje hayata geçirilecektir. - Bu alanlarda yürütülecek Türk Dünyası-Avrasya İşbirliği politikalarının ve projelerinin koordinasyonu için “Türk Dünyası Bakanlığı” kurulması dahil olmak üzere yeni kurumsal yapılanma ihtiyacı bütün yönleriyle değerlendirilecektir.
- Bugün geldiğimiz noktada Türkiye-AB ilişkileri; baskı, dayatma ve şantaj üçgeninde, ön şart ve ipoteklere bağlı bir “açmaz ilişkisi”, “vesayet” ilişkisi niteliği kazanmıştır. - Türkiye-AB ilişkilerinin içine hapsedildiği bu sakat denklem değişmediği takdirde, sürecin ilerletilmesi mümkün olamayacağı gibi bu hastalıklı yapı kangren haline gelecek ve ilişkilerde derin bir kriz ve kopma kaçınılmaz olacaktır. - Temel sorun, AB’nin Türkiye’ye dayatmak istediği bu denklemdir. Bu bakımdan, Türkiye-AB ilişkilerinin niteliği, zemini ve çerçevesinin açıklığa ve yeni bir tanıma kavuşturulması elzemdir. Bu konular AB ile açık, dürüst ve samimi biçimde ele alınacaktır. - AB ile ilişkiler Türkiye için bir “kimlik ve kader sorunu” olarak görülemeyecektir. Bu bakımdan, Türkiye ne pahasına olursa olsun Avrupa Birliği’nin yörüngesinde sürüklenmeye mecbur, mahkûm ve muhtaç değildir. - Bugünkü şartlarda, her iki tarafın da bu konuda sağlıklı, gerçekçi ve iyi niyetli bir değerlendirme yapması için “stratejik düşünme dönemine” ihtiyacı bulunmaktadır. - Avrupa Birliği, ilk önce, ciddi ve samimi bir değerlendirme yaparak Türkiye’nin milli birliği ve bütünlüğü; terör ve bölücülük; Kıbrıs, Yunanistan ve Ermenistan konularında Türkiye’den taleplerine ilişkin tutumunu gözden geçirerek açıklığa kavuşturmalıdır.
- Bu çerçevede, terör kartını Türkiye’ye karşı bir tehdit silahı olarak kullanan ve milli birliğimizi hedef alan tahriklerde bulunan Kuzey Irak’taki grupların kesin bir dille uyarılması elzemdir. - Türkiye, bu konularda izleyeceği caydırıcılık siyasetini etkili kılacak yaptırım gücü olan imkanları azami ölçüde kullanacaktır. - Türkiye, Kuzey Irak’tan kaynaklanan fiili bir güvenlik tehdidi ve terör saldırısıyla karşı karşıyadır. - Bir ülkenin kendi topraklarını başka bir ülkeye saldırı amaçlı kullandırması, uluslararası hukuka göre meşru mukabele hakkı doğuran hasmane bir eylemdir. Bu fiili tehdit ve saldırılar karşısında, Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru savunma hakkı bütün unsurlarıyla doğmuştur. - Bu şartlar karşısında, Türkiye milli güvenliğini korumak için gereken tüm tedbirleri almak durumundadır. Sayın Basın Mensupları, Aziz Dava Arkadaşlarım, Ana hatlarıyla açıkladığım bu hedeflerin, Milliyetçi Hareket’in ilkeli ve temiz siyaset anlayışı, yetişmiş kadroları ve Cenab’ı Allah’ın yardımı ile gerçekleştirileceğine olan inancımız tamdır. Türkiye, Milliyetçi Hareket’in inançlı kadrolarının elleri üzerinde mutlu, huzurlu, güvenli ve onurlu bir geleceğe mutlaka taşınacaktır. Bu bizim şerefli Türk tarihine, Anadolu Türklüğünün son bağımsız devleti olan Türkiye Cumhuriyeti devletine ve asil Türk milletine olan şeref ve namus borcumuzdur. Bu borcun ödeneceği gün gelmiştir. Sözlerime son verirken, vatanını ve milletini gönülden seven herkesi, ayağa kalkarak devletimize ve demokrasimize sahip çıkmaya ve Türk milletinin birliği, kardeşliği, mutluluğu, refahı ve huzurlu ve onurlu bir geleceği için başlattığımız iktidar yürüyüşüne katılmaya davet ediyorum. Gayret bizden, takdir Büyük Türk Milletindendir. Yüce Allah bizleri mahcup etmesin. Hepinizi en derin sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
|
|||||